Sophia’ya Vatandaşlık Verildi

BBC Türkçe’nin haberine göre, yaşlılara ve ziyaretçilere parklarda yardım etmesi için Hong Kong merkezli ‘Hanson Robotics’ tarafından tasarlanan ‘Sophia’ adlı robota vatandaşlık Suudi Arabistan tarafından verildi.
Robot turizm ve iş merkezi olarak inşa edilmesi düşünülen ‘Neom’ adlı megakente yerleştirilecek.
Göz teması kurmak ve insanları tanımak için kameraları ve özel yazılımı bulunan ‘Sophia’, sesleri algılayabiliyor ve insanlarla iletişime geçebiliyor.

 

 

 

 

 

 

‘Sophia’, kendisine vatandaşlık verilmesinin ardından, “Dünyada vatandaşlık alan ilk robot olmaktan onur ve gurur duyuyorum” dedi.
Sosyal medyada ‘Sophia’ya tepki gösteren bazı Suudlar, robotun çarşaf giymediğini ve yanında erkek olmadan sokağa çıkabildiğini belirterek bunun şeriat kurallarına uygun olmadığını yazdı. Bazı kişilerse Sophia’nın gerçek kadınlardan daha fazla hakka sahip olduğuna dikkat çekti.

Tartışılan farklı bir konu da, Suudi Veliaht Prens’i Muhammed Bin Salman’ın ortaya atmış olduğu bir fikir oldu. Suudi Prens’i Sophia’yı turizm ve iş merkezi olarak tasarlanan ve Neom adı verilen mega kente yerleştirmeyi planladığını açıkladı.
Kadınların çarşaf giymesinin zorunlu olmayacağı bu mega kentte gelecekte robotların sayısının insan sayısını aşması bekleniyor.

Ne dersiniz? Böyle bir gelişmenin pazarlamaya etkisi ne olur?

Restoranlar İçin Farklı Bir Pazarlama İnovasyonu

Günlük hayatta inovasyon dendiğinde insanların aklına genellikle ürünlerin tasarımına, ambalajına, fonksiyonlarına ait inovasyonlar geliyor. Hâlbuki bankacılık, sigorta, restoran işletmeciliği gibi birçok sektörü kapsayan ve hayatımızda oldukça fazla yer işgal eden hizmet sektöründe de değişik inovasyonlar yapmak söz konusu.
İnsanlar damak tadı söz konusu olduğunda çok farklı seçeneklere sahip olabiliyor. Müşteriler için çok fazla seçeneğin olduğu bir sektör olan restoran işletmeciliğinde ise bu sektörde yer alan restoranlar müşterilerinin yemek deneyimlerini geliştirme konusunda değişik sunumlar, alternatif ödeme sistemleri gibi birçok teknolojik unsurdan faydalanıyorlar.
Günümüzde bu teknolojik alternatiflerden birisi de akşam yemeği için restorana gelen müşterilere masalarında yemeklerinin gelmesini beklerken üç boyutlu (3D) animasyonları tabakları üzerinde seyrettirmek. Oldukça ilginç olan bu fikir 3D projection mapping teknikleri ve sanatsal bilgilerini kullanarak skullmapping adlı sanatsal çalışmalar ortaya koyan Antoon VERBEECK ve Filip Sterckx ekibinden geliyor.
Le Petit Chef olarak adlandırılan bu projede; restorana yemek yemek için gelmiş ve verdikleri sipariş sonrası yemeklerinin gelmesini bekleyen müşterilerin yemek bekleme sürelerini biraz daha tatlandırmak amacıyla, üç boyutlu animasyon ve hareket yakalama teknolojilerini birlikte kullanarak masadaki tabakların üzerine projeksiyonla yansıtılan minyatür bir şefin ızgara yapma macerasını müşterilere izletilerek harika bir deneyim yaşamaları sağlanıyor.

lepetitchef2-300x168 Okumaya devam et

Pazarlamanın Çehresini Değiştirecek Bir Uygulama

Yüzyıllardır bir hayal olan ışınlanma gerçek olmasa da, holoportation (holografik ışınlanma) ile gerçek zamanlı 3 boyutlu sanal ışınlanma gerçek oluyor. Pazarlamanın tüm çehresi tamamen değişebilir.

Işınlanma şu an için mümkün olmasa da, buna alternatif olacak bir teknoloji hazır; işte holoportation…

Garanti Bankası Hoş Geldiniz…

Garanti Bankası çalışanları, şubelerine gelen konuklarını, kendi yaratıcılıkları ve emekleriyle hazırladıkları “Hoş Geldiniz” temalı görselle karşılıyor. Tüm Türkiye’deki yaklaşık 19 bin Garanti çalışanı; Garanti’nin müşteri odaklı hizmet anlayışını yansıtmayı amaçlayarak, kendi el emeği tasarımlarını dev bir panoda bir araya getirerek bir “Hoş Geldiniz” görseli oluşturdu.
Görselin oluşturulabilmesi için hazırlanan 25 metre uzunluğundaki pano, 1.000 eşit parçaya bölündü. Parçalar, 6 ilde yapılan toplantılarda, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Garanti çalışanlarına dağıtıldı. 5.000’i aşkın malzeme kullanan Garantililer, parçaları kendi tasarımlarıyla renklendirdi. Tasarımların tamamlanmasının ardından İstanbul’a getirilen parçalar, görselin oluşturulmasında da yer almak isteyen gönüllü çalışanların katılımıyla, Abdi İpekçi Spor Salonu’nda bir araya getirildi. Projenin her aşaması çekimlerle kayıt altına alındı ve keyifli bir filme dönüştürüldü.

Konsept ve Proje Yönetimi: Kramp
Yaratıcı Yönetmen: Serkan Balak
Yaratıcı Grup: Metehan Yılmaz, Umut Kısa, Serbay Sivrikaya, Janset Karaerkek, Gaye Bilim
Marka Ekibi: Müge Bürge, Selin Suri Hafif, Anıl Nazım Çebi
Ajans Prodüktörü: Begüm Baran
Etkinlik Şirketi: Keçi
Müzik: Jingle House
Yapım Şirketi: Dirty Cheap Creative
Yönetmen: Ali Yorgancıoğlu
Yapımcı: Ömer Abra

Nike #geçtimkendimi

Nike gerçektekten harika bir kampanya başlattı; #geçtimkendimi…

Bugün #geçtimkendimi (#betterforit) kampanyası, Nike’ın en büyük girişimi olarak öne çıkıyor. Kadınların atletik yaşamını desteklemeyi ve güçlendirmeyi hedefleyen girişim, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kadın sporcular topluluğuyla bağlantı kurmalarını sağlamayı ve bir sonraki deneyimleri için onları motive etmeyi amaçlıyor ve kadınlara sesleniyor: “Deneyecek kadar cesursan, bitirecek kadar güçlüsün.”

Harika Ambalajlar (1) : 3M Ear Plugs

3M Kulak Tıkaçları Ambalajı
3m-ear-plugs

Employadam.com

İngiltere’nin Wight adasında yaşayan yeni mezun Adam Pacitti bir günde en az 250 başvuru yapmasına rağmen aylardır iş bulamıyordu. Çareyi employadam.com (adam’ı işe alın.com) adlı internet sitesini kurmakta bulan Pacitti cebinde kalan son parayla da reklamını kiraladığı billboarda taşıdı.



“Son 500 pound’umu bu billboard için harcadım. Lütfen bana iş verin.”

Bir Pazarlama Miti: Kodak

Al Ries, Ad Age’deki yazısında harika bir konuya değinmiş. Yazı, Kodak ile ilgili. Özetlemek gerekirse;

Kodak, 1996’da Interbrand tarafından Disney, Coca-Cola ve McSonald’s ardından dördüncü en değerli marka olarak sıralanmış. Bu gün Disney’in değeri 70 milyar $, Coca-Cola’nın değeri 154 milyar $, McDonald’s değeri 104 milyar $. Kodak ise iflasını istemiş durumda. Peki, en değerli dördüncü markanın değeri nasıl bu kadar düştü?
Bu konuda herkesin bir fikri var. Eğer özetlemek gerekirse; “Kodak dijital çağa uyum sağlayamadı, geçmişte takılıp kaldı, dijital kameraların popülerliğini anlamakta gecikti”.
Fakat gerçek bundan biraz farklı:
– İlk dijital kamerayı 1976 yılında Kodak icat etti,
– Dünyanın ilk 1,4 milyon megapixellik kamerasını 1986 yılında Kodak’ın icat etti,
– 1986 ile 1994 yılları arasında Ar-ge’ye 5,5 milyar dolar yatırdı,
– Dijital fotoğrafçılık alanında binlerce patenti var ve yakın bir zamanda bazı patentlerinin ihlal davalarından dolayı Samgung’dan 550 milyon dolar, LG’den 400 milyon dolar kazandı.
Görüldüğü gibi, dijital kamera meselesine Kodak kadar yatırım yapan başka bir firma yok.
Kodak’ın başarısızlığının ardında yatan en önemli konu, Kodak markasının ‘dijital kamera’ değil ama ‘fotoğraf filmi’ anlamına gelmesi. Kategoriler değiştiğinde, Kodak’ın zamanda sıkışması ve yeni bir isim ortaya koymaması. Kodak’ı bu sıkışmadan kurtarabilecek tek şey, yeni kategoriye Kodak haricinde bir isim vermesi olabilirdi.

Al Ries’ın da söylediği gibi, bazen iyi bir isme sahip olmak bir şirketin en büyük belası olabiliyor. Özellikle yeni bir ürün kategorisi ortaya çıktığında, bu kategoriyi yeni bir isimle desteklemek en akılcı çözüm olabiliyor.

Hınzır Pazarlama (Mischievous Marketing)

Pazarlama; kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayacak değişimleri (değiş-tokuşu) gerçekleştirmek üzere; fikirlerin, çözümlerin, malların ve hizmetlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, dağıtılması ve tutundurulması için yapılan işletme faaliyetleri sistemi olarak tanımlanabilir. Bir başka kaynakta ise pazarlama, fiyat dışındaki faktörler ile nasıl mücadele edileceğinin cevabı olarak tanımlanmıştır.
Üretim olanaklarının artması, tüketicilerdeki değişim ve işletmelerin kuruluş amaçlarının değişmesi, pazarlama anlayışının da sürekli olarak değişmesine sebep olmuştur. 1930 öncesinde tamamen üretime odaklı olan pazarlama, günümüzde tüketicinin istek ve ihtiyaçlarına yönelmiştir.
Pazarlamadaki bu değişim ve gelişme, pazarlamanın odak noktasının ticari işlemlerin yürütülmesi yerine müşteri ilişkilerine doğru kaymasını sağlamıştır. Bu dönem içerisinde işlemler değil ilişkiler önemli hale gelmiştir. Pazarlamadaki bu değişimler, yeni bir çok pazarlama stratejisinin oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bunlardan bir tanesi ise Ray Simon tarafından ortaya atılan ve “hassas bir şekilde hedef alınmış muhtemel müşterilere ulaşmak için uygulanan, geleneksel olmayan, çoğu kez cesur, gözü pek, atılgan, ekseriya nükteli, neşeli ve bazen meşru sınırları zorlayan pazarlama stratejileri” olarak tanımlanan hınzır pazarlamadır. Hınzır pazarlama, özellikle son yıllarda birçok farklı ürün ve hizmetin pazarlamasında etkin olarak kullanılmış bir pazarlama stratejisidir. Okumaya devam et

Uzman TV (KOBİ için uygun pazarlama yöntemleri nelerdir?)

Volkswagen BlueMotion

vw_ambient3.gifDDB Berlin, Almanya tarafından hazırlanan müthiş bir tanıtım kampanyası… Özellikle kriz zamanlarında müşterilerin tasarruf etmeyi daha önemsedikleri mantığıyla yola çıkan kampanyada, 100 ve 50 Euro banknotların üzerine birer damga ile bir Volkswagen BlueMotion ile kaç kilometre yol gidecekleri basılıyor. Aynı şeikilde Euro üzerindeki Avrupa haritası üzerinde de bu mesajfe gösteriliyor. Örneğin 50 Euro’luk banknotların üzerinde “Golf BlueMotion ile 980 km sadece 50 Euro, www.bluemotion.de” yazıyor.
3 hafta ve damgalanan 5,000 banknotdan sonra kampanya 50,000 kişiye ulaşıyor ve www.bluemotion.de sitesi tıklanma oranı %14 artıyor.

2 adet damga mnakinası ve 50.000 damga vuruşu ile mükemmel pazarlama…

vw_ambient2.gif

vw_ambient1.gif

Not: Euro üzerine damga basmak Avrupa’da yasal mı inanın bilmiyorum!

 

Sarti Tailors

Sarti Tailors 1980’lerden bu yana erkek takım elbise ve aksesuarları üreten bir Avusturalya firması. Tüm diğer üreticiler gibi klasik reklemlar ile 2009 yılı erkek takım elbise koleksiyonunu tanıtmak yerine Sarti Tailors aşağıdaki reklamlar ile sunumlarını gerçekleştiriyor. Buyrun size farklılaşma!

Ne dersiniz, işe yaramış mıdır?

pazarlamacanavari_sarti3.gif

pazarlamacanavari_sarti2.gif

pazarlamacanavari_sarti1.gif

Ajans: JWT, Melbourne, Australia
Kreatif Yönetmen: Richard Muntz, Keith Nicolas

Tanıtım İle Farklılaşma ve Cumartesi

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama, şarapta yeni boyut tanımlanıyor. Hem konumlandırmasıyla hem de tanıtımıyla tamamen farklı; CUMARTESİ. Kendine özgü dili, eğlenceli tavrı ve marjinal duruşu ile Cumartesi şarap kategorisinde ilk çıktığı günden itibaren farklı bir yerde duruyor. Şarap için okazyonların sadece romantik ve özel yemeklerle sınırlı kaldığı düşünüldüğünde, Cumartesi şarabı ismiyle, etiketiyle; şarabın sadece kasıntı ve zorlama ortamlarda değil, her ortama uyum sağlayabileceğini vurguluyor. Özellikle, gençlere konuşan Cumartesi markası ile evde basit yeme alışkanlıklarıyla eşleşen ve aynı zamanda keyifli vakit geçirilen alanlar sahipleniliyor.
Bütün bunları gerçekleştirirken de Cumartesi, şarap dünyasının kalıplaşmış değer yargılarını kıran bir şarap olarak konumlandırılıyor. Rakiplerin aksine, gençlerle aynı dili konuşan bir şarap markası yaratmak hedefleniyor. Bu sebeple gençlerin hayata karşı bakış açıları ile Cumartesi markasının şarap dünyasında yapmaya çalıştığı, yargıları kırmaya yönelik hareketi paralellik gösteriyor.

Okumaya devam et