2015 Yılı Pazarlama Trendleri

“2015 Yılı Pazarlama Trendleri” başlıklı makalem DÜNYA gazetesinde yayınlandı.

Makaleye bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

2015 yılı pazarlama trendleri

2015 yılı pazarlama trendleri

Delik Kova Teorisi

delikkova
Amerikan Pazarlama Birliği’nin tanımına göre “Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayacak değişimleri gerçekleştirmek üzere, malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir.” Hemen hemen hepimizin çalıştığı firmalarda belki de en önemli fonksiyonlardan biri olan pazarlama, müşterileri tanımlamak, hâlihazırdaki müşterileri gelecekte de tutmak ve müşterileri tatmin etmek için kullanılır.

Pazarlama ile ilgili süreci göz önüne aldığımızda, hızla değişen bir anlayış sürecinin beklentilere göre zamanla değiştiğini görüyoruz. Örneğin, sürecin başlangıcında sadece ürünün olduğu, talebin karşılanmasının tek amaç olduğu, ürüne önem verilen dönemden teknolojinin yardımıyla üretimin artık sorun olmadığı, asıl meselenin satmak olduğu döneme doğru gidişi gösterilebilir. Tabi ki, süreç bununla sınırlı kalmamış sonra pazarlamaya daha fazla önem verilen bir başka sürece geçilmiş, bu dönem üretimin tamamen tüketici istek ve ihtiyaçlarına göre şekillendirildiği, tüketici ile üreticinin ortak kazancının olduğu kazan-kazan yaklaşımının egemen olduğu. Tüketiciyle uzun vadeli ilişkilerin kurulmaya çalışıldığı, “tüketiciyi tatmin ederek kar ve kazanç sağlama” dönemi olmuştur.

Tüm bu gelişmeler, aslında işletmelerin pazarlamaya bakış açılarını da ciddi anlamda değiştirmiştir. İşletmeyi bir kova olarak düşünelim, pazarlama faaliyetleri ile (daha iyi ürünler ve hizmetler geliştirilmesi, kampanyalar düzenlenmesi, fiyat indirimleri yapılması, yeni dağıtım kanalları açılması, daha yaratıcı reklam kampanyaları düzenlenmesi…) temel amacımız bu kovayı mümkün olduğu kadar doldurmak yani daha fazla müşteriyi işletmemize çekmek olmuştur. Etkin pazarlama faaliyetlerinin temel amacı her zaman için daha fazla müşteriyi işletmeye katmak olmuştur. Fakat son dönemde pazarlamacılar şunun farkına vardı; “Ne kadar uğraşırsak uğraşalım, kovayı ne kadar doldurursak dolduralım, kovanın altında bir de delik var.” Dolayısıyla, sadece kovayı doldurmak değil, kovanın altındaki delikten kaçan su miktarını azaltabilmek en temel sorunlardan biridir. Bazen memnun olmayan müşteriler, bazen bir iade prosedürü, bazen kalite problemleri, bazen yaklaşımlar kovanın altından kaçan su miktarının (yani müşterilerin sayısının) her geçen gün artmasına sebep olmaktadır. Hatta, tüm bunlar en iyi şekilde çözülse bile, rakipler rahat durmayacaklar ve işletmelerimizden (tıpkı daha önce bizlerin yaptığı gibi) müşteri çalacaklardır. Okumaya devam et

Web 3.0 ve Gelecekte Pazarlama

Her şey inanılmaz bir hızla değişiyor. Bu değişim en çok da pazarlamayı etkiliyor çünkü pazarlama insanları ikna etmekle ilgili, dolayısıyla da insanlardaki her türlü değişim pazarlamada devrim niteliğinde yeniliklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor.

 

İnternet, yaygınlaşmasıyla birlikte pazarlamada o kadar köklü değişiklikler yaptı ki, hepimiz pazarlamayı yeniden tanımlamak, öğrenmek ve öğretmek zorunda kaldık. Şu günlerde internet büyük bir değişim içerisinde; artık çok daha akıllı, insanları daha iyi anlayan, üstelik kontrolün cihazlar arası etkileşimle internetin kendi kendini yaratacağı bir web dünyası ortaya çıkıyor, web 3.0.

 

Web 3.0 ile, artık makineler bizim hakkımızda çok daha fazla bilgiye sahip olacaklar, bizimle aynı dili konuşacaklar ve farklı yerlerden gelen bilgileri bütünleştirerek bizim hakkımızda her şeyi bilecekler.

 

İşte size bazı senaryolar; Okumaya devam et

Yeni Pazarlama

Tüketiciler, yani bizler sürekli olarak değişiyoruz, gelişiyoruz. Bu değişime trendler, teknoloji, bakış açıları, deneyimler, eğitim, bilinç, politika, çevre, iletişim, etkileşim, rekabet ve daha binlerce fonksiyon sebep oluyor. Tüketiciler değiştikçe, tüketicileri etkilemek için çabalayan pazarlama da sürekli değişiyor, gelişiyor, yenileniyor.

Pazarlamanın bu gününde, tüketicilerin değişimlerinin sonucu ortaya çıkan sorunlar, tüm pazarlamanın yeniden ele alınmasını gerektiriyor. Bu sorunlar büyük.

Tüketicilerin hemen hemen her probleminin çözülmüş olması:

Pazarlmanın ana konusu, yıllardır tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzerine kurulmuştur. Bu ihtiyacı anlayan, buna uygun mal ve hizmet geliştiren firmalar başarılı olmuşlardır. Sorun şu ki, artık tüketicilerin satın alma davranışlarını etkileyenler ihtiyaçlar değil istekler!. Hemen hemen her tüketicinin basit ihtiyaçları karşılandı; hepimizin giyinme ihtiyacını karşılayacak kadar kıyafeti, mobil iletişim ihtiyacını karşılayacak -hatta sadece bununla yetinmeyip fotoğraf çeken, e-posta gönderen, internete bağlanan- en az bir tane cep telefonu var. Artık sorunlarımız bu kadar basit değil. Çok daha karmaşık ve çözülmesi de bir o kadar zor.

Artık ürün ve hizmetleri umursamayan tüketicilere ulaşmak:

Sununlan ürünlerin, bunların alternatiflerinin çok olması, bu ürünlerin tanıtımıyla ilgili inanılmaz bir bolluk hatta kirlilk yarattı. Bu çokluk içerisinde, firmaların sundukları ürün ve hizmetleri tanıtabilmek amacıyla kullandıkları mecralar, tüketiciler tarafından umursanmaz hale geldi. Pazarlamanın en büyük silahlarından biri olan kitle iletişim araçları, umarsanmamaya başlandı. Hemen hemen hepimiz TV’de binlerce dolar harcanarak yayınlanan reklamları seyretmiyoruz, gazetelerdeki ve dergideki ilanların olduğu saygfaları bir çırpıda geçiyoruz, her gün geçtiğimiz yol üzerinde bulunan billboradlarda bulunan afişlerin ne olduğuna dahi bakmıyoruz. Kitle iletişim araçları ile ulaşılamayan tüketicilere, pazarlamacılar alternative olarak izinli medyayı denediler, ama yine başarılı olamadılar. Hepimiz her gün binlerce teklif içeren e-postalar alıyoruz ama daha okumadan siliyoruz. Cep telefonumuza SMS yoluyla gelen teklifler bizi hiç ilgilendirmiyor, harekete geçirmiyor.

Memnun kalsa dahi ürün ve hizmetler hakkında konuşmayan tüketiciler.

Bir ürün veya hizmetin tanıtımda en etkin yöntem, tanıdığımız, bildiğimiz, inandığımız veya güvendiğimiz kişilerin kullandıkları ürün hakkındaki deneyimleridir. Aktarılan bu deneyimler, satın alma kararlarını etkiler. Bu mekanizmanın işleyebilmesi için ise, ürün veya hizmet ile ilgili deneyimlerin paylaşılması gerekir. Sorun şu ki, artık sunumlardan çok memnun olan müşteriler dahi bu deneyimlerini çevreleriyle paylaşmıyorlar. Dolayısıyla, müşterilerini memnun edebilmek adına sistemler kuran, para ve zaman harcayan firmalar, başarılı olsalar dahi bu başarılarını yayamıyorlar.

İşte tüm bu sorunlar, pazarlamacıları yeni trendler, yeni stratejiler geliştirmeye itiyor. Bu sorunların çözümü amacıyla geliştirlen yenilikler, yoğun teknoloji ve internet kullanımı ile desteklendiğinde, artık tüm dünyada kullanılmakta olan bir süreç ortaya çıkıyor; Yeni Pazarlama (Pazarlama 2.0)…

Uzay Turisti

Microsoft’un ofis yazılımlarını yaratmasında önemli derecede katkısı bulunan 58 yaşındaki Charles Simonyi, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda geçirdiği iki haftalık rüya tatilin ardından güvenli bir şekilde yere indi.

Macar asıllı olan Simonyi, çocukluğunda, komünist rejimi altındaki Macaristan’da gerçekleştirilen bir astronot yarışmasında galip gelmişti. Charles Simonyi’nin rüya tatil için ödediği toplam ücret 25 milyon dolar.

İşte pazarlamanın geldiği noktayı en güzel özetleyen olaylardan biri. Artık pazarlamacılar, sıradan olmayan istekleri doyurmak için ürün ve hizmetleri pazara sunmak zorundalar.

Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama!

Web 3.0 Günü; Web 3.0 ve Pazarlama

13 Nisan tarhinde Türkiye Bilişim Derneği İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirdiğimiz WEB 3.0 GÜNÜ gerçekten çok başarılı geçti. Bu etkinlik kapsamında ben de, “WEB 3.0 ve Pazarlama” konulu bir sunum yaptım. Aşağıdaki resme tıklayarak sunumun tamamını indirebilirsiniz.

web30.jpg

Pazarlamanın Yakın Geleceği

Önce rakamları ortaya koyalım;

• 2005 sonu itibari ile Dünya da internet kullanan kişi sayısı 1 milyarı aştı. Bu kullanıcıların %84,5’lik kısmı interneti düzenli olarak kullanıyor.

• 2005 yılında, Türk şirketlerinin %88’i bilgisayar kullanıyor, %80,43’ünün internet erişimi var.

• 2005 yılında, Türkiye’deki şirketlerin %48,20’sinin çalışan bir web sitesi var.

• 2004 verilerine göre Türkiye’de evlerin %8,66’sında internet erişimi var.

• Türkiye’de 7,3 milyon internet kullanıcısı var.

• Çevrimiçi açık arttırma sitesi gittigidiyor.com’da 2006 yılı içerisinde 255.000’den fazla açık arttırma sonuçlandı, günde 320.000 ziyaretçi siteyi dolaştı.

• 2006 yılının ilk 3 ayında, ABD’deki internet reklamcılığı %38 artarak 3,9 milyar $’a ulaştı.

• Internette günde ortalama 75.000 yeni web günlük oluşturuluyor ve kullanıma açılıyor.

• Nisan 2006 itibari ile mevcut web günlük sayısı 35,3 milyon.

• 2006 yılında Pazarlama ve Reklam Giderlerinin akacağı kollar arasında en büyük dilim %79 ile interaktif pazarlama, ardından deneysel pazarlama (virüslü pazarlama, gerilla pazarlama…) geliyor.

• 2005 yılında internet reklamcılık gelirleri %30 artarak 12,5 milyar $’a ulaştı.

• 2006 yılında 15,000 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, satın almada en etkin medya “Ağızdan ağıza pazarlama”

• 2007 yılında Dünya’da 500 milyon cep telefonu kullanıcısı olacak.

• 2003 yılında Avrupa’daki operatörler, M-ticaretten 23 milyar $ kazandı.

• Türkiye’de TRT’nin televizyon kanalları haricinde 24 ulusal, 16 bölgesel ve 224 yerel televizyon ile 36 ulusal, 108 bölgesel ve 944 yerel radyo kanalı faaliyet göstermekte.

• Türkiye’de, 2005 yılında reklam sektörü %30 büyüyerek 1,7 milyar $’a ulaştı. 2006 yılında sektörün 2,0 milyar $’a ulaşması bekleniyor.

• Türkiye’de 2004 verilerine göre TV reklamlarını “gereğinden fazla yoğun” bulanların oranı %77.

• Avrupa’da ortalama çalışanların %52’si, günde 2 saatini gelen e-postaları okumak için harcıyor.

• 2004 yılında sanal POS ile Türkiye’de 7.617.446 işlem yapıldı.

• 2004 yılında Türkiye’de kayıtlı kredi kartı sayısı toplam 29.978.243’a ulaştı.

Bunların hepsini bir araya getirdiğimizde, sayısal devrimin bizim haberimiz olmadan –haberimiz olup olmamasını da pek önemsemeden gerçekleşmiş olduğunu kabul etmek zorundayız. Peki bu sayısal devrim, neleri değiştirecek?

Bu devrimin binlerce sosyal ve ekonomik olguyu etkileyeceği ve birçoğunu da değiştireceği bir gerçek ama bu devrim ile en çok değişen şey kişiler, yani bizler..

Bizlerin değişmesi demek, tüketicilerin değişmesi demek, tüketicilerin değişmesi demek, tüketicileri etkilemek için çabalayan pazarlamanın değişmesi demek.

Peki yeni pazarlamada neler farklı olacak?

Teknolojinin Kullanımı Artacak:

Pazarlamada kullanılan teknoloji artacak. Bu gün zaten internet sayesinde pazarlama inanılmaz etkin silahlar kazanmış durumda. Sadece internet üzerinden yapılan tanıtım faaliyetleri (web siteleri) ve iletişim kolaylıkları (e-posta, messanger yazılımları) ile sınırlı kalmayan bu silahlar, özellikle kişisel yayınların (bloglar) devreye girmesiyle inanılmaz boyutlara ulaştır.

Pazarlamada teknoloji kullanımı internetin yanında özellikle mobil pazarlamada etkin olacak. Artık tüketiciye yönelik yapılan kampanyaların çoğu, daha odaklı olabildikleri için cep telefonları üzerinden yapılacak. Ayrıca m-pazarlama sayesinde ROI (yatırım dönüş oranı) ölçülebildiğinden, daha çok tercih edilen bir mecra olacak.

İnternet ve mobil teknolojilerin dışında da, yeni teknoloji kullanımı pazarlamanın en temel özelliği olacak. Artık pazarlamacıların yeni teknolojilerle barışık, kolay uyum sağlayan kişiler olması da gerekiyor.

Pazarlar Küçülecek:

“Herkese satmak”, artık her pazarlamacının hayalinde olan, geçmişi anarken kullandığı terimlerden biri haline geldi. Artık şirketler, yoğun rekabetten kendilerini uzaklaştırabilmek için “mikro pazarlar” yaratmaya ve bu pazarları korumaya çalışıyorlar. Mikro pazarlara odaklanmış şirketlerin uzmanlıkları da artıyor, dolayısıyla bu pazarı korumak, hem bu uzmanlıklarından hem de pazarın diğer rakiplere cazip gelmemesinden dolayı daha kolay hale geliyor. Pazarların küçülmesiyle birlikte, hedef kitle artık bireyler haline gelecek.

Reklamın Pazarlamadaki Etkinliği Azalacak:

Reklamlar, 20.yüzyılın mucize markalarının yaratılmasına sebep oldular. Ama artık çok da fazla işe yaramıyorlar. Çok sık, çok fazla kullanıldıklarından, artık hedef kitle reklamlara karşı kayıtsız; reklamları izlemiyorlar, okumuyorlar. Tüketiciler, bir firmanın reklam verebilmek için ne kadar para harcadığıyla ilgilenmiyor, kanalı zaplıyor, sayfayı çeviriyor, mesajı siliyorlar. Tüketicilere daha evvel reklamlarla verilen mesajların doğru çıkmaması, ve mesajların çok fazla olması, tüketicilerin reklamlara olan inancını kaybetmesine yol açtı. Artık tüketiciler reklamın abartılı, taraflı ve hatta aldatıcı olduğuna inanıyor

Halkla İlişkilerin Etkinliği Artacak:

Reklamların etkinliğinin azalması sebebiyle, pazarlamanın tanıtım işlevini yerine getirecek yeni araçlara ihtiyacı var. Reklamların inandırıcılığını ve güvenini kaybetmesi sebebiyle, pazarlamacılar artık sıkı sıkıya halkla ilişkilere sarılmak zorunda kalacaklar. Halkla ilişkiler, reklamla kıyaslandığında çok daha ucuz ama çok daha zor kontrol edilebilir. (Reklamları istediğiniz zaman, istediğiniz mecrada planlayarak yayınlatabilirsiniz.) Ama etkisi, reklamla karşılaştırıldığında çok daha fazla. Satın alma karar sürecinde, reklam yerine halkla ilişkileri kullanmak, yapılan promosyon aynı kaldığı sürece çok daha etkin. Artık firmalar Hİ kampanyalarını tasarlamakla kalmıyor, gerçekleşmeleri için toplu dua ayinlerine çıkıyorlar!

Farklılaşma Daha Fazla Önem Kazanacak:

Pazarlama tanımlarını bile değiştiren müthiş bir süreç içerisine girdik. Artık söz konusu olan, mal ve hizmetlerin bolluğu. Kıtlığı çekilen tek şey ise müşteri. Pazarda, her ürün ve hizmetin daha ucuzu, daha pahalısı, daha kalitelisi, daha kalitesizi mevcut. Rekabet, olabileceği en üst seviyeye ulaşmış durumda ve işte kötü haber; daha da artacak.

Bu rekabet çerçevesinde, aynı ürünü veya hizmeti piyasaya sunmak, görünmez hale gelmek demek. Görünür olmanın tek yolu ise rakiplerden farklı olabilmek. Pazarlama, artık tamamen farklılık üzerine odaklanmak zorunda. Ürününün veya hizmetin, sunuş biçimlerinin, yanal özelliklerinin farklı olmadığı durumlarda, sunumu yapanın pazarda hiçbir şansı yok. Pazarlama, artık sadece farklılaşmaya odaklanacak.

Pazarlama Yeni Müşteriler Yerine Mevcut Müşterilerine Odaklanacak:

İşletmeye yeni müşteri hesapları katmak pazarlamanın başından beri üzerinde sürekli tartıştığı, değer verdiği konu olsa da, yeni müşteri bulmanın yüksek maliyetleri ve yeni müşteriyi elde tutmanın maliyetleri artık pazarlama bütçelerini zorlar duruma geldi. Yeni müşteriyi bulmak için yaptığınız tanıtım harcamalarının yanında, çalışmaya başladığınız her yeni hesap, size yeni ödünlere, indirimlere şirketler karlılıklarının büyük çoğunluğunu kaybetmeye başladılar. Pazarlamacılar yeni bir kaynağı keşfetti; mevcut müşteriler!

Mevcut müşterileri elde tumanın maliyeti hem daha düşük, üstelik küçük fiyat artışlarına karşı genelde tepkisizler. Bu yüzden pazarlama odak noktasını mevcut müşterilere çevirmeye devam edecek. Her firma, “sürekli alan müşteri” yaratacak merkezler haline gelecek. Hatta daha da ileri gidip, kendi sözcülüklerini yapacak “fanatik müşteri” yaratan merkezler haline gelmeye çalışacaklar.

Bir de kötü haber, işletmeler ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, her sene mevcut müşterilerinin %10’unu kaybediyorlar…

Uydu Fotoğrafları İçin Reklamlar

pazarlamacanavari_map.jpgGoogleEarth sayesinde istediğimiz bölgenin uydu fotoğrafını artık internetten görebiliyoruz. Peki bu fotoğraflara neden reklam vermeyelim? Firmalarımızın çatılarına yeterince büyük logo ve(ya) isimlerimizi yazarsak, bu haritaları inceleyen herkes bu reklamları görmüş olur. Gerçekten ucuz ve etkin reklam araçlarından biri olamaz mı? Üstelik bu reklamlar uçaklardan da görülebilir.

Internet Üzerinde Yeni Pazarlama Problemleri

Internet, küresel bir bakış açısı sergilemekte; bir kullanıcı, Pakistan’dan üretici bulmak için bir siteye girebilir, Almanya’daki müşterisi ile e-posta ile haberleşebilir ve ürünlerini ABD’deki müşterilerine sergileyebilir. Bu küresellik yeni engel ve problemleri de beraberinde getirir çünkü Internet, şirketin, birbirinden kültürel, kanuni ve sosyal açıdan farklı, dünya çapında birçok yeni potansiyel pazara ulaşmasını sağlar. Bu yeni çevrenin yarattığı yeni pazarlama problemleri sekiz ana başlık altında toplanabilir;

1- Kültürel Çehre:

Internet üzerinde pazarlamada farklı ülkelerin kültürel farkları göz önüne alınmalıdır. Bu farklılıklar; dil, imgeler ve renkler olarak sıralanabilir. İçerik hazırlanırken, hedef bilge seçilmeli, bu bölgenin kültürel çehresine uygun tasarlanmalıdır. Aksi halde, pazarlama mesajının hedef kitleye ulaşması mümkün olamaz.

Örneğin, Amerika ve Avrupa’da siyah matem rengiyken, Doğu kültürlerinde beyaz matemi belirtir.

2- Kişisel Gizlilik (Mahremiyet):

Birçok farklı kullanıcının, kişisel gizlilik konusundaki beklentileri ve reaksiyonları farklı olabilir. Bu yüzden, Internet üzerinde pazarlama yaparken, kişisel gizlilik düzeyine dikkat edilmelidir.

Örneğin, Amerika’daki kullanıcılar, izinsiz olarak kendilerine yollanan pazarlama mesajlarını, mahremiyete saldırı olarak algılamaktadır. Avrupa’da ise, bu mesajlar, müşteriler tarafından ilgiyle karşılanmakta ve satın alma kararlarına etkili olmaktadır.

3- Güvenlik:

Verimli ve emniyetli çevrimiçi ticari ilişki kurmanın karşısındaki en büyük engel güvenlik endişeleridir. Bir ağ içerisinde yapılan işlemin, şifrelenmediği takdirde, istenmeyen bir üçüncü kişi tarafından erişilmesi ihtimali her zaman vardır. Fakat deneyimler göstermiştir ki, bu tür bir erişimin olma ihtimali çok küçüktür.

Şifreleme yazılımlarındaki ilerlemeler ile, güvenlik problemleri büyük ölçüde çözülmüş olmasına rağmen, ortalama bir kullanıcı, Internet’i kullanmaya başladıktan ancak üç yıl sonra, ticari bir işlemi gerçekleştirmektedir.

4- Uluslar arası Hukuk:

Internet’in uluslar arası özelliği sebebiyle, yayıncının ülkesindeki kanunlar ile, hedef kitlenin bulunduğu ülkedeki kanunlar arasında farklar olabilir. Doğal olarak, Internet üzerinden pazarlamada, hedef kitlenin bulunduğu ülkedeki kanunların incelenmesi bir gerekliliktir. Aksi halde, Internet üzerinden pazarlamanın getireceği tüm mali avantajları, kanun ihlalinden kaynaklanan yanlış ile tazminat olarak ödeme zorunluluğu doğabilir.

Örneğin Almanya’da karşılaştırmalı reklamlar vermek yasaktır. Fransa’da, tüm reklamların Fransızca olması şartı vardır.

5- Fikri Mülkiyet:

Internet üzerindeki en büyük kolaylık, içeriğin çok kolay kopyalanması ve tekrar kullanılabilmesidir. Her ne kadar en basit yazılımlar bile içerik kopyalamasına izin verse de, kanunen bu yasaktır.

Günümüzde bir çok ülke, fikri mülkiyetin korunabilmesi için ortak kanunlar çıkartabilmek için işbirliği içerisinde çalışmaktadır.

Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, 1995 yılından bu yana, Internet üzerindeki fikri mülkiyet haklarını uyumlu hale getirmek için çalışmaktadır.

6- Telekomünikasyon Altyapısı:

Gelişmiş ülkelerde, telekomünikasyon ile ilgili çok sağlam bir alt yapı olmasına rağmen, gelişmekte olan birçok ülkede iletişim ile ilgili olanaklar sınırlı yada çok pahalı olabilir.

Örneğin Meksika’da, telefon bağlantısı için bile bir yıl beklemek gerekmektedir. Çin, uluslar arası dolaşıma sahip Internet altyapısını 1994 yılında kullanıma açmıştır.

Dolayısıyla, içerik hazırlanırken, bu tür eksikliklerin göz önüne alınması gereklidir. Bir başka strateji de, bu ülkelerde gerekli altyapı sağlana kadar, Internet dışındaki diğer kanalları kullanmaktır.

7- Kişisel Bilgisayar Bulunabilirliği:

Aynı şekilde, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde, kişisel bilgisayar bulunabilirliği ve Internet kullanımı yaygınlaşmamış ve gerekli donanım çok pahalı fiyatlarla satılıyor olabilir. Böyle durumlarda, Internet ile sadece ticari, endüstriyel ve akademik potansiyel müşterilere ve bu tür yatırımı yapabilen, alım gücü üst seviyede olan kullanıcılara ulaşılabilir. Böyle ülkelere Internet kanalıyla ticaret yapmak isteyen firmaların hem içeriklerini, hem fiyatlarını hem de ürünlerini bu sınırlı kullanıcı profiline göre tasarlamaları gereklidir.

8- Kredi Kart Kullanımı:

Birçok ülkede ve Türkiye’de kredi kartı kullanımı yaygın olsa da, popülerlik açısından en yaygın ödeme şekli olduğu söylenemez. Örneğin Almanya’da ödemelerin sadece %3’ü kredi kartı ile yapılmaktadır. Japonya’da kullanılan kartların %98’i Japan Credit Bank tarafından düzenlenmiştir ve uluslar arası dolaşıma açık değildir.

Internet üzerinden pazarlama yapacak olan şirketlerin, hedef ülkedeki kredi kartı kullanım alışkanlıklarını tespit etmesi ve gerektiğinde başka ödeme şekilleri yapılandırması gerekmektedir.

Internet, tüm şirketlere ama özellikle KOBİ’lere yeni pazar ve ucuz pazarlama olanakları sunmaktadır. Fakat bu kanalı kullanırken, kanalın gerektirdiği gerekli uyarlamaları yapamayan işletmelerin ve pazarlama departmanlarının başarılı olma şansı yoktur.